Warning: is_file(): open_basedir restriction in effect. File(/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/httpdocs/ozgurbuz.net/index.php) is not within the allowed path(s): (/usr/libexec/php5-cgi/share/pear/:/usr/libexec/php4-cgi/share/pear/:/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/:/usr/local/pem/vhosts/136739/tmp/) in /usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/WordPress-34935/htdocs/wp-includes/images/wlw/support.php on line 18 Warning: file_put_contents(): open_basedir restriction in effect. File(/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/httpdocs/ozgurbuz.net/index.php) is not within the allowed path(s): (/usr/libexec/php5-cgi/share/pear/:/usr/libexec/php4-cgi/share/pear/:/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/:/usr/local/pem/vhosts/136739/tmp/) in /usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/WordPress-34935/htdocs/wp-includes/images/wlw/support.php on line 44 Warning: file_put_contents(/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/httpdocs/ozgurbuz.net/index.php): failed to open stream: Operation not permitted in /usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/WordPress-34935/htdocs/wp-includes/images/wlw/support.php on line 44 Warning: is_file(): open_basedir restriction in effect. File(/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/httpdocs/ozgurbuz.net/.htaccess) is not within the allowed path(s): (/usr/libexec/php5-cgi/share/pear/:/usr/libexec/php4-cgi/share/pear/:/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/:/usr/local/pem/vhosts/136739/tmp/) in /usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/WordPress-34935/htdocs/wp-includes/images/wlw/support.php on line 18 Warning: file_put_contents(): open_basedir restriction in effect. File(/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/httpdocs/ozgurbuz.net/.htaccess) is not within the allowed path(s): (/usr/libexec/php5-cgi/share/pear/:/usr/libexec/php4-cgi/share/pear/:/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/:/usr/local/pem/vhosts/136739/tmp/) in /usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/WordPress-34935/htdocs/wp-includes/images/wlw/support.php on line 44 Warning: file_put_contents(/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/httpdocs/ozgurbuz.net/.htaccess): failed to open stream: Operation not permitted in /usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/WordPress-34935/htdocs/wp-includes/images/wlw/support.php on line 44 Warning: is_file(): open_basedir restriction in effect. File(/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/httpdocs/ozgurbuz.net/wp-blog-header.php) is not within the allowed path(s): (/usr/libexec/php5-cgi/share/pear/:/usr/libexec/php4-cgi/share/pear/:/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/:/usr/local/pem/vhosts/136739/tmp/) in /usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/WordPress-34935/htdocs/wp-includes/images/wlw/support.php on line 18 Warning: file_put_contents(): open_basedir restriction in effect. File(/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/httpdocs/ozgurbuz.net/wp-blog-header.php) is not within the allowed path(s): (/usr/libexec/php5-cgi/share/pear/:/usr/libexec/php4-cgi/share/pear/:/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/:/usr/local/pem/vhosts/136739/tmp/) in /usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/WordPress-34935/htdocs/wp-includes/images/wlw/support.php on line 44 Warning: file_put_contents(/usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/httpdocs/ozgurbuz.net/wp-blog-header.php): failed to open stream: Operation not permitted in /usr/local/pem/vhosts/136739/webspace/siteapps/WordPress-34935/htdocs/wp-includes/images/wlw/support.php on line 44 How To Get Viagra Prescription in Amarillo Texas : Best place to buy Viagra no prescription in New Orleans Louisiana http://www.ozgurbuz.net Just another WordPress site Sat, 01 Feb 2014 09:42:48 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=3.8.28 Sağlık Biyoteknolojisi-Türkiye’de Durum http://www.ozgurbuz.net/?p=57 http://www.ozgurbuz.net/?p=57#comments Sat, 01 Feb 2014 09:42:48 +0000 http://www.ozgurbuz.net/?p=57 small_biyoteknoloji-kapak

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın yenilikçi fikirleri buluşturma iddiası ile kurduğu İdeaPort markası ile yayınlanan “BİYOTEKNOLOJİ SEKTÖREL İNOVASYON SİSTEMİ “KAVRAMLAR DÜNYADAN ÖRNEKLER TÜRKİYE’DE DURUM VE ÇIKARIMLAR” kitabında “Sağlık Biyoteknolojisi: Türkiye’de Durum” kısmını dostlarla beraber hazırladık. Zamanının olduğunda bir göz gezdirin derim.

]]>
http://www.ozgurbuz.net/?feed=rss2&p=57 0
Bilim veya Teknoloji http://www.ozgurbuz.net/?p=42 http://www.ozgurbuz.net/?p=42#comments Sat, 18 Jan 2014 09:45:24 +0000 http://www.ozgurbuz.net/?p=42 8

Bildiğiniz gibi ülkemizin Bilim ve Teknoloji alanında en üst kurulu olan Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu 15 Ocak 2013 tarihinde yaptığı toplantıda Sağlık alanının, Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi 2011-2016 kapsamında ivme kazanmamız gereken alanlardan biri olarak belirlenmesine karar verdi. Daha açık bir ifade ile Türkiye’de ilaç ve tıbbi cihaz sektörleri “öncelikli Ar-Ge alanı” olarak ilan edildi. Bu kararın gerekçesinde şöyle denilmekte;

“Ülkemizde, sağlık sektörü Ar-Ge harcamasının sektörel dağılımı incelendiğinde yüksek öğretim tarafından sağlık bilimleri alanında yapılan Ar-Ge harcaması 1,7 Milyar TL iken özel sektör Ar-Ge harcaması 197 Milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

Sağlık alanında kendi Ar-Ge’mizle geliştirilen ürün sayısı son derece sınırlıdır. Bununla birlikte ülkemizde ilaç sektöründe ihracatın ithalatı karşılama oranı gelişmiş ülkelere kıyasla oldukça düşüktür. 2011 yılı itibarıyla ilaç sektöründe 5 Milyar TL ithalat ve 595 Milyon TL ihracat yapılmakta ve yaklaşık 4,5 Milyar TL dış ticaret açığı bulunmaktadır. Tıbbi cihazlar sektöründe de 1,7 Milyar TL ithalat ve 187 Milyon TL ihracat yapılmakta ve yaklaşık 1,5 Milyar TL’den fazla dış ticaret açığı bulunmaktadır.”

Bu gerekçeden çıkartmamız gereken önemli dersler olduğu düşüncesindeyim.

Tübitak’ın Türkiye genelinde bilimsel ve teknolojik araştırma-geliştirme faaliyetleri için verdiği hibe miktarı yılda 800 milyon TL’dir. Sağlık alanında YÖK’e bağlı üniversitelerin yaptığı araştırma harcamasının ise bu rakamın iki katından fazla olduğu ifade edilmektedir. Diğer bir deyişle Tübitak tarafından tüm bilim ve teknolojiye verilenin iki katı miktarda bir paranın hükümet tarafından sağlık alanında araştırma yapılması için üniversitelerimize aktarılmış fakat bunun sonunda pek de kayda değer bir ürün çıkarılamamıştır. Bu 1,7 milyar liranın her sene harcandığını düşünürsek bugüne kadar on milyarlarla ifade edilen bir kaynağı bu uğurda harcayıp, bunları bize geri kazandıracak ürünlere ulaşamadığımız açıkca görülmektedir. 1995-2012 yılları arasında 17 yıl süreyle Tübitak’ın tüm sanayimize Teydeb aracılığı ile verdiği destek 2.7 milyar liradır. Yüksek öğretime verilen bu sağlık araştırmaları fonları ile 17 yılda tüm sanayiye verilen paranın %63’ü bir yılda bu alana aktarıldığı halde hemen hemen hiç bir ürüne ulaşılamamış olması çok düşündürücüdür.

Kanaatimce bunun temelinde bilim ve teknolojiyi aynı şeymiş gibi algılamamız yatmaktadır. Bana bilim ve teknolojiyi basitçe tanımla dediklerinde şöyle açıklıyorum. Bilim paranın bilgiye, teknoloji ise bilginin paraya çevrilmesidir. Bu tanım çerçevesinde düşünürsek her yıl üniversitelerimiz aracılığı ile yaptığımız 1.7 milyar lirayı harcarken hiç bir sorun olmuyor çünkü parayı harcarken çıkacak bilginin kalitesini hiç sorgulamıyoruz. Eğer harcamalar projenin teknik ve mali krtierlerine uygunsa kimseye “ sen ne çıktı elde ettin” diye sormuyoruz. Zaten bunu  sorabilecek vizyona sahip yetişmiş insanımızda hemen hemen hiç yok. Özetle devlet bilgiye çevirmek için bir miktar para ayırıyor ve bunu harcıyor. Parayı bilgiye çevirmek kolay.  Zor olan parayı “para edecek bilgiye” çevirmek.

Özel sektörün bilgiyi paraya çevirebilmesi için o bilginin “anlamlı ve özgün” olması gerekir. Peki her yıl 1.5 milyon bilimsel makalenin yayınlandığı dünyamızda hangi bilgi bu kriteri karşılar. İşte günümüz iş dünyasında herkesin peşinde koştuğu soru budur. İşte Batı’da iyi bir iş fikrine gözünü kırpmadan milyonlarca dolar yatırmalarının temelinde de bu soruya en doğru cevabı bulmak yatmaktadır. Tüm dünyada sanat, spor, bilim ve iş hayatı hiç farketmez, gelişimi “yıldızlar” yaratır. Bizde bu gidişle onları bu güzel bahar akşamlarında  seyre çıkarız.

(Sağlık Dergisinde yayınlandı)

]]>
http://www.ozgurbuz.net/?feed=rss2&p=42 0
30 Ekim 2023 http://www.ozgurbuz.net/?p=37 http://www.ozgurbuz.net/?p=37#comments Sat, 18 Jan 2014 09:38:30 +0000 http://www.ozgurbuz.net/?p=37 ayyildiz

Bugün 30 Ekim 2023 Pazartesi. Yoğun geçen bir haftasonunun ardından bugün işimizin başına keyifle döndük. Zaten yıl başından beri sürekli kutlamayla geçen 100’ncü yılda, Cumhuriyet bayramı  ile beraber çoşku doruğa taşındı.

Elbirliği ile yaptığımız çalışmalar meyvesini verdi, yüz yaşındaki ülkemiz artık bilgi ve teknoloji üreten gelişmiş bir ekonomiye sahip. Tıbbi cihaz üreticileri olarak bizde bu çoşkuda pay sahibi olmanın gururunu yaşıyoruz.

2011’de yıllık 2 milyar dolar olan tıbbi cihaz harcamamız bugün 6 milyar dolara ulaştı. Bu tüketimin 2 milyarlık kısmını yurt içinde üretmekle kalmıyoruz toplam 7 milyar dolara ulaşan üretimimizin 5 milyarlık kısmını da Dünya’ya ihraç ediyoruz.

Magnetik rezonans görüntülemeden yapay organlara, biyoçip sensörlerden robotik uzuvlara kadar pek çok ileri cihazı ülkemizde geliştirip üretebiliyoruz.  Cerrahi aletlerden ortopedik implantlara kadar pek çok üründe kaliteli ve erişilebilir ürünleri  ile Dünya’da marka haline gelen üretici firmalarımız var.

2011’de 500 milyon dolarlık üretimden bu noktalara ulaşmak bizler için pek kolay olmadı doğrusu. Bizi bugünlere taşıyan el birliği ile kurguladığımız ve beraberce attığımız adımlardı kuşkusuz.

8 sene önce Türkiye Klinik Araştırmalar Kurumu’nun kurulup yıllık ortalama 250 milyon dolarlık bir bütçeyle yeni  geliştirilen tıbbi teknolojileri hedefleyen çalışmaları fonlaması bize büyük bir ivme kazandırdı . Sadece yeni tedaviler geliştiren akademik ve klinik araştırma grupları için değil, sınırlı bütçelerle yeni teknoloji ve ürün geliştirmeye çalışan ilaç ve tıbbi cihaz firmalarımız için de bu desteğin anlamı büyüktü.

Yüksek teknoloji üretebilmek için üst düzey eğitim almış özel insanlara ihtiyacımız olduğunu artık biliyoruz. Son on yılda nicelik kadar niteliğe de önem verdik ve özel eğitim programlarına küçümsenmeyecek bir özen gösterdik. Özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir’de oluşturduğumuz “Biyomedikal Teknoloji -Endüstriyel Doktora Programları” yetenekli gençlerimizin en üst düzeyde eğitim almakla kalmayıp, akademik bilgilerini sanayi tecrübesiyle harmanlayarak, en zor problemlerin bile üstesinden gelebilen profesyoneller ve girişimciler olmalarına fırsat verdi.

Ölçemediğimiz  bir şeyi değerlendiremeyeceğimizi anlayarak test-analiz merkezlerimize yatırım yaptık, artık milyonlarca lira harcayarak yapılan laboratuvarlarımız sadece akademik çalışmalar için değil sektörün ihtiyaçları içinde sürekli ve verimli olarak kullanılabiliyor. Bu alanda yetişmiş uzmanlarımız sayesinde geliştirdiğimiz ürünlerimizin gerçekten Dünya standartlarında olup olmadığını anlayabiliyor, kalitesiz ürünlerinde halkımızın sağlığını tehdit etmesinin önüne geçebiliyoruz.

Küresel anlamda ticari risklerin en yüksek olduğu alanların başında gelen biyomedikal teknolojilere yatırım yapmak artık daha kolay çünkü Sağlık Bakanlığı ve SGK tüm ürünler için geri ödeme esaslarını son derece şeffaf ve öngörülebilir şekilde belirlemekle kalmadı, Kamu Garantili Alım sözü vererek önemli teknolojilerin ülkemize transferininde önünü açtı. Güvenli yatırım ortamının özellikle melek yatırımcılar ve risk sermayesi kurumlarına yaraması çok olumlu oldu çünkü bu yapılar uygun ortamda hızla büyüyüp serpilirken, yeni fikirlerin yeni işlere dönmesi için çok ciddi finans imkanları sağlamış oldular.

Tabi bu arada firmalarımızın küresel anlamda markalaşması için verilen dış ticaret, fuar ve kongre desteklerine,  önemli aşama kaydeden sağlık turizminin olumlu etkilerine ve sınırlı sermayemizi Ar-Ge ve Pazarlamaya aktarmamıza fırsat sağlayan aldığımız düzenli ödemelere teşekkür etmemekte haksızlık olur.

İyisimi lafı daha fazla uzatmadan işlerimin başına döneyim çünkü sizler gibi bende farkındayım ki daha yapılması gereken pek çok iş, kazanılması gereken büyük başarılar var.  Nice yüzyıllara…

(Sağlık Dergisinde yayınlandı)

]]>
http://www.ozgurbuz.net/?feed=rss2&p=37 0
Ankara’da okaliptus ağacı yetişir mi? http://www.ozgurbuz.net/?p=30 http://www.ozgurbuz.net/?p=30#comments Sat, 18 Jan 2014 09:24:37 +0000 http://www.ozgurbuz.net/?p=30 Gökova Akyaka (11)

 

Son dönemlerde ‘teknoloji üretmek’, ‘yüksek katma değerli ürün’ ya da ‘inovasyon’ gibi kavramlar kimsenin dilinden düşmüyor. Tıbbi cihazlarda da durum bundan farklı değil. Kamu tarafında cari açık sorununu körükleyen ithalatı azaltma isteği, sektör tarafında ise günden güne düşen kârlılığı arttırma ihtiyacı daha yenilikçi ürünler için Türk üreticisini zorlamakta.

Ancak tüm bu istek ve yönelime rağmen ileri teknoloji içeren yerli ürünler hala bir elin parmaklarını geçmiyor. Şu an pek çok kurum bunun neden ve çözümleri konusunda kafa yormakta iken bendeniz bunu bir örnek ile açıklamanın daha kolay olacağı düşüncesindeyim.

Bir yeniliğin ortaya çıkması aynen bir ağacın büyümesine benzer bir süreç. Ağacın büyümesi nasıl bir tohum veya fidandan başlıyorsa, yeni bir tıbbi cihaz veya teknolojinin doğuşu da  “çözülmemiş tıbbi probleme” çözüm getiren bir fikirle başlıyor. Tohumun yetiştiği toprağın uygun yapıda olması, gerekli mineral ve elementleri taşıması şart olduğu gibi, bu fikrin gelişeceği akademik ve ticari ortamın da bu gelişime uygun olması başarı için şart. Tıpkı bu ağacın bakıma ihtiyaç duyması gibi bu fikrin de büyüyüp serpilebilmesi için onu geliştiren üniversite ve/veya şirketin personelinin ilgisine aralıksız ihtiyacı var. Elbette her ağacın suya ihtiyacı duyması gibi pek çok fikrin de kamu kurumlarının ve klinisyenlerin desteğine ihtiyaç duyması kaçınılmaz. Tabii ki bu ağaç büyüyüp serpildikten sonra da bir orman haline getirmek istememiz gibi yeni ürünümüzü da diğer pazarlarda güçlendirmeye çalışmak yani ihracat yapmak en doğal arzumuz olmalı.

Yalnızca yukarıda anlattıklarımın hepsi bir arada olduğunda bu yeni fikir ürüne dönüşüyor, bunlardan biri bile eksikse ağacımız kuruyup yok oluyor. Uzmanlar bu ortama “yenilik ekosistemi” adını veriyorlar. Bu zor ve karmaşık süreci iyi yöneten bölge veya ülkeler ‘yenilikçi ve rekabetçi’ olurken diğerleri sadece geliştirilen ürünler için pazar olmanın ötesine geçemiyor.

Bu yenileşimin rekabet gücü ve satış başarısı olarak size dönmesi kaçınılmaz. Bu konuda en başarılı ülke tahmin ettiğiniz gibi ABD. Dünya’da 1 milyar doların üzerinde yıllık ciro yapan 46 tıbbi teknoloji firmasının 32’si Amerikan kökenli, diğer bir deyişle ABD bu pazarı küresel anlamda domine ediyor ve bunu beş ana sütun üzerine inşa etmiş durumda. PWC’nin raporuna göre bu sütunlar; güçlü finansal teşvik, önder yenilikçilik kaynakları, destekleyici regülasyon sistemi, daha iyiyi talep eden hastalar ve destekleyici finansal yatırımcılar olarak özetleniyor.

Türkiye’deki duruma bakarsak; sağlık reformu oluyor ancak tıbbi cihaz üvey evlat konumunda kaldı, üniversite – sanayi ayrı tellerden çalmaya devam ediyor, pek çok ileri üründe regülasyon konusu muamma, Sağlık Bakanlığı ve GSS tek ödeyici olduğu için sektör yarı özel durumda, girişim sermayesi gibi özel fon ve yatırımcılar neredeyse hiç yok.

Bu sorunlar için son dönemlerde ciddi adımlar atıldıysa da üreticiyi merkeze alan cesur ve etkili çalışmalara hala çok ihtiyacımız olduğu aşikâr. Bu ekosistemi beraber oluşturmak gerekliliğini artık iyice sindirmek zorundayız.

Unutmayalım ki Ankara’da okaliptüs ağacı yetiştirmek istiyorsak yumuşak bir iklime, bol suya ve çokça sabra ihtiyacımız var.

(Temmuz 2012′de Sağlık Dergisinde yayınlandı)

]]>
http://www.ozgurbuz.net/?feed=rss2&p=30 0